HATA[Y]I ANLAMAK
Mustafa Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü Bilgisayar Destekli Tasarım Dersi Sergisi

Sergide yer alan Hatay’a özgü hayvanlar

Hatay Sarısı İpek Böceği (Larvae and Cocoons of Yellow of Hatay)


Modelleme: Halil DEMİR (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.)


Türkiye’nin üç yerel ipekböceği ırkından olan ‘Hatay Sarısı’, yok olma tehdidi altında. Mustafa Kemal Üniversitesi öncülüğünde (MKÜ), Türkiye’nin üç ipekböceği ırkından olan ve nesli tükenme tehlikesindeki ‘Hatay Sarısı’nın korunması için ‘İpekböceği Evi Projesi’ hazırlandı. MKÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Berna İleri, Hatay’da 1980’li yıllara kadar başta Samandağ ve Defne ilçeleri olmak üzere bazı yerlerde çok sayıda ailenin ipekböceği yetiştiriciliği ve ipek dokumacılıkla uğraştığını ancak son dönemde bunun azaldığını gördüklerini belirtti. Hatay’da iki farklı ipekböceği yetiştirildiğini kaydeden İleri, bunlardan birinin Japon ve Çin menşeli, diğerinin de Hatay Sarısı olduğunu söyledi. Kaynak

Kırıkhan Dağ Ceylanı (Gazella Gazella)


Modelleme: Büşra ATEŞ (Autodesk Mudbox programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.)

Gazella gazella, Türkiye Memeli Listesi'ne 2008 yılında belgelenmesinin ardından eklenmiş olan bir türdür. Günümüzde Dağ Ceylanı tek bir popülasyon halinde ve sadece Kırıkhan ilçesinin Türkiye – Suriye sınır hattında oldukça dar bir alanda bulunmaktadır. Gazella gazella mükemmel bir koşucudur ve birkaç yüz metrede hızını saattte 80 km'ye çıkarabilir ve tehlike anında 2,4 metre yüksekliğe sıçrayabilir. Özellikle gündüz saatlerinde aktif olan bu tür gündoğarken ve gün batarken düzlüklere inerek beslenmek için yayılım yapar. Hatay dağ ceylanlarının yaşam ortamlarının iyileştirilmesi ve risklerinin azaltılması projesi kapsamında Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Hatay şubesinin girişimleri sonucunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 2014 yılında İncirli Köyünde bir ceylan üretim istasyonu kuruldu. İstasyonun kuruluşu ile ilerleyen günlerde sayıları çoğalan dağ ceylanlarının ülkemizin değişik bölgelerine bırakılmaları hedeflenmektedir.

Kaynak: Hatay Dağ Ceylanı Tür Eylem Planı (Kasım 2017)

Akbez Geyik Böceği - Lucanus cervus akbesianus


Modelleme: Mahir YILMAZ (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.)


Dünyaca ünlü "Geyik Böceği", sadece altı antenli olarak Hatay'daki Amanos Dağları'nda bulunmaktadır. Hassa İlçesi Akbez beldesinden adını almıştır. Meşe ağaçlarının köklerinin 50 santim üstünde yaşayan endemik bir türdür. Türkiye’nin bilinen en büyük karasal böceğidir. Geyik boynuzu şeklindeki ağız parçalarına sahiptir. 12 ile 15 santimetre uzunluğunda olan geyik böceklerini, uzak doğu ülkelerinde oldukça fazla rağbet görmekte ve hobi olarak beslenmektedir. Birçok animasyona ve çizgi filime konu olmuş karizmatik ve sembolik kahramanlardır.
Kaynak: Akbez Geyik Böceği Tür Eylem Planı (Ekim 2017)

Hatay Sarısı İpek Böceği (Larvae and Cocoons of Yellow of Hatay)


Modelleme: Ramazan UĞURLU (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)

Eşsiz biyocoğrafyaya sahip olan Hatay, 135 civarındaki tür sayısıyla bir kelebek cennetidir. Türkiye genelinde yaklaşık 400 kelebek türü yaşamakta olup, bunların üçte birinden fazlasının Hatay sınırları içerisinde bulunması bölgenin ne denli zengin olduğunun bir göstergesidir. Dünyada ilk kez Hatay'da tanımlanan iki kelebek türü bulunmakta olup, bunlar Çokgözlü Hatay Mavisi (Polyommatus bollandi) ve Levantin Zıpzıpı (Thymelicus hyrax) adlı kelebeklerdir. Akdeniz Oyklosu (Euchloe belemia), Şeytancık (Cigaritis acamas), Akdeniz Şeytancığı (Cigaritis cilissa), Karagöz (Ypthima asterope), Akdeniz Mücevher Kelebeği (Chilades galba), Hataylı İparhan (Melitaea collina) gibi Türkiye'de nadir gözlenen kelebek türleri Hatay'da düzenli olarak görülmektedir.

Kaynak 1: Hatay Kelebeği - Uz. Dr. Ali ATAHAN - Hatay Keşif Dergisi (Sayı:26)

Kaynak 2: Hatay’da Kelebek Gözlem Çalışmalarının Değerlendirilmesi - Necati AĞCA (2011)

Kaynak 3: Antakya Kelebek Göozlem Topluluğu (2009)

Çizgili Sırtlan (Hyaena hyaena)


Modelleme: Büşra ATEŞ (Autodesk Mudbox programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)


Hatay ilinde fotokapan ve anket çalışmaları ile 2016 yılında Çizgili sırtlan (Hyaena hyaena)’nın yayılış durumu ve ekolojisi belirleme çalışması yapıldı. Çalışmada Hassa – Reyhanlı arasındaki bozkır ve leçelik alanda kurulu 17 fotokapanın 3’ünde Çizgili sırtlan tespit edildi. Bu bakımdan Hatay bölgesinde hala sağlıklı bir Çizgili sırtlan populasyonunun bulunduğu görülmekedir. Türkiye’de özellikle Çizgili sırtlan için koruma altına alınmış tek alan Altınözü YHGS olup burası araştırma alanının yaklaşık 30 km güney batısında yer almaktadır. Yapılan ça-lışmalara göre bu alanda da sağlıklı bir Çizgili sırtlan populasyonu barınmaktadır. Ancak Çizgili sırtlanlar geniş yaşama alanlarına ihtiyaç duyan türlerdir ve uzun mesafelerde yer değiştirebilmektedirler ve büyük yaşama alanlarına ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden Altınözü YHGS ile leçelik alan ve Dağ ceylanı yaşama alanını oluşturan bozkırlar ile yine Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan Çizgili sırtlanların bağlantılarının sürdürülebilmesi amacıyla yine bu alanları birbirlerine bağlayan ekolojik koridorların oluşturulması ve korunması gerekli görülmektedir.

Kaynak: Hatay ilinde çizgili sırtlanın (hyaena hyaena) yayılış durumu ve ekolojisinin belirlenmesi (Eylül 2017)

Hatay’a konuk olan ve dünyada nesli tehlike altında olan hayvanlar

Yeşil Deniz Kaplumbağası (Chelonia mydas)


Modelleme: Halil DEMİR (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)


Dünyada 8 deniz kaplumbağası türü yaşamaktadır. Bu türlerin 5 tanesi Akdeniz'de mevcuttur. İki türün (Caretta caretta ve Yeşil Deniz Kaplumbağası (Chelonia mydas)) ise yuvalamak için Akdenizde ve Türkiye'de bulundukları bilinmektedir. Bunlardan C.caretta'nın tehdit altında, C.mydas'ın ise nesli tehlike altında olan türler arasında gösterilmiştir (IUCN, 1988). Hatay'ın Samandağ ilçesi, Türkiye'de ki 3 üreme merkezinden biridir. Çevlik sahilindeki deniz kaplumbağalarının, dünya popülasyonu içerisindeki oranı hemen hemen yüzde 20'lere denk gelmektedir. Samandağ ilçesinde bulunan kumsalımız dünyanın en uzun onuncu kumsalı olarak kabul ediliyor. 14 kilometreyi bulan uzunluğu ile Türkiye'de birinci sırada yer alıyor.

Kaynak: Yeşil Deniz Kaplumbağasının (Chelonia mydas L., 1758) İskenderun Körfezi’ndeki bulunurluğu Hakkında Bir Ön Çalışma

Akdeniz Foku (Monachus monachus H.)


Modelleme: Mehmet Ali TURUNÇ (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.


Dünyadaki nüfusunun yaklaşık 350–450 olduğu tahmin edilen Akdeniz Foku (Monachus monachus H.), bugün sadece Yunanistan, Türkiye, Moritanya ve Madeira Adaları'nda yaşamaktadır. Bu canlı türü açısından en önemli tehdit faktörlerinden bir tanesi insanlar ve insanlara ait olan faaliyetlerdir. Bu faaliyetlerden dolayı türün populasyon büyüklüğü yıllara bağlı olarak azalmaktadır. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) tarafından yayımlanan Kırmızı Listede soyu kritik derecede tehdit altında olan (CR) tür olarak sınıflandırılmıştır (www.iucnredlist.org/details/13653/0). Türkiye’de yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bireysel tanımlama yolu ile 60 civarında Akdeniz foku bireyi tanımlanmış olup, kıyılarımızda 100 civarında fok yaşadığı tahmin edilmektedir. Nesli tükenmekte olan Akdeniz foku, 2017 yılı Şubat Ayında Dörtyol Doğa Koruma Milli Parklar Şefliği sorumluluk alanı olan İskenderun Sarıseki NATO İskelesinde, 2013 yılı Mart ayında ise Hatay'ın Yayladağı ilçesinde bulunan Karamağara mevkiinde görüntülendi. 2012 Aralık ayında da Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı Meydan köyü sahilinde ölü olarak kıyıya vurmuş bir birey kayıtlara geçti.

Kaynak: Muğla ili Milas-Bodrum ilçeleri kıyı şeridi dahilinde Akdeni Foku (Monachus monachus) Tür Koruma Eylem Planı (Eylül 2014)

Uzun Balina / Oluklu Balina (Balaenopteraphysalus)


Modelleme: Zeynep KANDEMİR (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)


Doğu Akdeniz’de nadiren görüldüğü bilinen Uzun Balina (Balaenopteraphysalus) türünün 12,2 metre boyundaki yavrusu Hatay’ın Limak Port İskenderun Limanında 2016 yılı Ocak ayında karaya vurdu. Akdeniz’in en büyük balinasıdır, yeni doğanlar 5-6,5 m, ergin bireyler ise 18-27 m uzunlukta olmaktadır. Ağırlıkları 45-75 ton arasındadır. 2017 yılı Haziran ayında ise Hatay'ın Arsuz ilçesinde beyaz balina ölüsü kıyıya vurdu. Yaklaşık 20 metre uzunluğundaki balinanın nesli tehlike altında olan İspermeçet Kaşolot türünden olduğu tespit edildi. Dünya denizlerinde ve tatlı sularında, Cetacea takımına (ordo) ait 78 balina ve yunus türü bilinmektedir. Bazı karışıklıklara neden olsa da 4m’den büyükleri balina, küçükleri ise yunus olarak isimlendirme genel eğilimi vardır. Karadeniz havzası da dahil, Akdeniz’de sürekli veya geçici olarak 21 farklı Cetacea türü bilinmektedir. Türkiye denizlerinde ise bazıları nadir de olsa toplam 10 tür gözlenebilmektedir. Türkiye denizlerinde 2017 itibarıyla toplam 40 kadar tür koruma altındadır. Bunlardan 11 türü yunus ve balinalar, 5 türü köpek balıkları, 4 türü deniz kaplumbağaları olup kalanlar değişik gruplara ait türlerdir. Türkiye’de 1983 yılından beri tüm deniz memelilerinin avlanması yasak olup, başta 1380 sayılı su ürünleri kanunu ve ülkemizin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar Barselona konvensiyonu ve buna bağlı alt protokollerle koruma altındadır.

Kaynak 1: Karaağaç/Arsuz’da Kıyıya Vuran İspermeçet Balinası İskenderun Teknik Üniversitesi'nde Kurulacak olan Müzede Sergilenecek (Haziran 2016)

Kaynak 2: 2017 yılı Türkiye Denizleri Raporu

Bölgesel olan ve Hatay’da görülen hayvanlar

Mısır Meyve Yarasası (Rousettus aegyptiacus)


Modelleme: Mahir YILMAZ (Autodesk Mudbox programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.)

Ülkemizdeki 41 yarasa türünün en az 17'si Hatay'da da bulunur. Bu sayı ile Hatay, Antalya ve Kırklareli illerimizden sonra en çok yarasa türüne sahip 3. ilimiz durumundadır. Meyve Yarasaları Türkiye'de bulunan tek türü (Rousettus aegyptiacus), Hatay'da özellikle meyve bahçelerinde ve buralara yakın büyük mağaralardan bilinir. Türün Türkiye'den kaydedilmiş ilk kolonisinin yaşadığı Harbiye Mağarasında kükürtleme ve diğer zehirleme yöntemleriyle koloni büyük ölçüde yok edilmiş. Türkiye imzaladığı Bern Sözleşmesi’yle yarasa türlerini ve bu türlerin yaşam alanlarını korumayı taahhüt ediyor. Türkiye’de şu ana kadar keşfedilmiş yaklaşık 2.000 mağara bulunuyor. Ancak bu mağaralardan sadece birkaçı ekosistem yaklaşımıyla değerlendirilmiş ve yarasalardan dolayı koruma altına alınmıştır. Hassa Leçelik alanda bulunan Sugediği-3 olarak adlandırılan lav tüpünde, nalburunlu türünün erkek bireylerinden oluşan oldukça kalabalık koloni tespit edilmiştir. Yaklaşık 2 yılda eşeysel olgunluğa erişen bu tür, yılda sadece bir kez çiftleşmekte ve bir yavru doğurmaktadır. Lav tüplerinde daha önce nesli tehlike altında olan Uzunayaklı, Nalburunlu ve Uzunkanatlı yarasa türlerine Akdeniz Nalburun- lu'nun ilavesi ile leçelik alanda yayılış gösteren yarasa türü sayısı 4'e çıkmıştır."

Kaynak 1: Hatay’da Nesli Tehlikede Olan 3 Yarasa Türüne Rastlanıldı -Anadolu Ajansı- (Ekim 2016)

Kaynak 2: Mısır Meyve Yarasası: Uçan KÖPEKLER Yeşil ATLAS Sayı:5 (Aralık 2002)

Kaynak 3: Türkiye’deki Yarasa Popülasyonlarının Durumu (2013)

Türkiye Yarasaları

Benekli Semender / Türk Semenderi


Modelleme: Ramazan UĞURLU (Autodesk Mudbox programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.

Türk semenderi ya da Ortadoğu lekeli semenderi, Salamandridae familyasından, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail Irak ve İran'da yaşayan, 3 alt türü bulunan bir semender türüdür. Vücut boyu 25 cm kadar olabilir. Sırt taraf siyah zemin üzeri sarı, turuncu veya kırmızı lekelidir. Semenderler nesli tükenmekte olan bir tür olduğu için koruma altındadır ve özellikle de Hatay, Adana ve Kahramanmaraş bölgesinde 300 metre ile bin 200 metre rakımlı ormanlık nemli alanlarda, sudan fazla uzaklarda yaşamayan canlılardır. Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma sözleşmesi kapsamında koruma altında olan türlerin yakalanması ve toplanması yasaktır.

Kaynak: Hatay İli 2016 Yılı Çevre Durum Raporu

Kaynak: Koruma altındaki semenderler Hatay'da ele geçirildi. (Ocak 2014)

Bukalemun (Chamaeleonidae)


Modelleme: Zeynep KANDEMİR (Autodesk Mudbox programı ile modellendi ve 3D yazıcı ile baskısı alındı.)

Türkiye`de kuzeyde İzmir`den güneye doğru Ege sahilleri ile bütün Akdeniz sahil bölgesinsinde yayılmıştır. Hollandalı iki araştırmacı; Leiden Üniversitesi’nden Jurriaan de Groot ve Wageningen Üniversitesi’nden Johan van Leeuwen, kendi vücut boyunun 2 katı kadar uzayabilen bukalemun dilinin avı yakalama sırasında nasıl çalıştığını anlayabilmek için saniyede tam 500 kare yakalayan, hızlandırılmış x-ışını filmi çektiler. Filmler, bukalemun dilinin ucunun 50 g’de (g= yer çekimi sabiti) hızlandığını ortaya çıkardı. Bu hızlanma, bir jet uçağının erişebileceği hızlanmadan beş kat daha fazla. Bukalemunlarda sempatik sinir sisteminin salgısı ile pigmentlerin dağılması ve toplanması sağlanarak renk değişimi meydana gelir. Böylece çok ağır hareket eden bu hayvan bulunduğu ortamda fark edilmeden güvenli bir şekilde yaşamını sürdürebilir. Vücut boyu 30 cm kadar olan değişik görünüşlü bir kertenkele türüdür. Başın üst tarafından mığfer şeklinde bir çıkıntı vardır ve vücut yanlardan basıktır. Parmakların ikisi bir, üçü bir arada birleşmiştir. Bu nedenle ayaklar yürümeden çok, yakalamaya yönelik bir şekildedir. Tek başına diğerinden bağımsız hareket edebilen gözleri konik bir kas yapısının içindedir ve öne, arkaya ya da tam aşağıya bakacak şekilde dönebilir. Böylece çevredeki böceklerden bir gözünü ayırmazken, diğeriyle de sürekli olarak gelebilecek tehlikeleri kollayarak kendini korur.

Kaynak: Bukalemun, Bilim ve Teknik Dergisi Sayı:295 (1992)

Kaynak: Bukalemun dili jet uçağından daha hızlı! (Aralık 2009)(

Anavatanı Türkiye olan ancak artık ilimizde göremediğimiz

Alageyik (Dama dama, Cervidae)


Modelleme: Mahir YILMAZ (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile iki farklı makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)


Hatay'da üç türe ait kayıtlar bulunur: Cervus elaphus, C. dama ve Capreolus capreolus. Bunlardan Alageyik (C da-ma)'nın yörede soyu tükenmiş olup; muhtemelen Geyik(C. elaphus)'e ait az sayıda birey Amanos Dağlarının tenha kesimlerinde varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Anavatanı Türkiye ve günümüzde sadece Antalya'nın Düzlerçamı bölgesinde tespit edilen alageyiklerin sayısı 2017 yılında 302'ye düşmüştür. Tel örgülerle başıboş köpekler, alageyikler için büyük tehlike yaratmaktadır. Alageyikler, 19'uncu Yüzyıl'da Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşarken, günümüzde farklı nedenlerden dolayı yalnızca Düzlerçamı bölgesinde tespit edilebilmektedir. Avrupa'da soyu tükenince Romalılar ve Rodos Şövalyeleri tarafından ana vatanı Anadolu'dan alınarak, yeniden Avrupa'ya götürülen alageyik sayısı; Almanya, İngiltere ve Macaristan başta olmak üzere bölgede 250 binin üzerine çıkmıştır.

Kaynak: Hatay İli'nin memeli faunası, Prof.Dr. Ahmet KARATAŞ (2016)

Amik Gölünün kurutulması sonucu ülkemizde dahi göremediğimiz

Yılanboyun Kuşu (Anhinga melanogaster)


Modelleme: Mehmet Ali TURUNÇ (Autodesk 3Ds Max programı ile modellendi ve Autodesk Slicer programı ile makete dönüştürülüp Lazer Kesimi yapıldı.)


Karabatakları andırsa da uzun boyun omurları nedeniyle yılansı boyunları ve ok gibi sivri gagalarıyla onlardan ayrılan bir aile Anhingidae, nam–ı diğer yılanboyun kuşları. Bu ailenin dört türünden biri olan Anhinga rufa’nın bazı üyelerinin mesken tuttuğu yerler arasında bir zamanlar Amik Gölü de yer alıyordu. Yılanboyunların Türkiye’deki varlığına dair ilk kayıt 1882’de doğacı Henry Baker Tristram, 1883’te ise arkeolog ve antropolog Ernest Chantre tarafından yayımlanan makaleler. 1910’da zoolog Israel Aharoni’nin 20 civarında örneği Avrupa müzeleri için Amik’ten topladığı biliniyor. Kuş gözlemcisi Richard Meinertzhagen’e göre 1933’te Amik’te yuvalanmış 55 çift yaşıyordu. Devlet Su İşleri’nin 1956 yılında Amik’te tahliye kanallarını açmasına dek yaşam koşullarında pek bir değişiklik olmamıştı. 1956 yılında başlayan bu süreç, 1974 yılına gelindiğinde Amik Gölü’nün tamamen kurumasıyla sonuçlandı. Bu, aynı zamanda yılanboyunların en kuzeydeki yuvalarının yok olması demekti. Kaz karabatağı olarak da anılan yılanboyunun Türkiye’de bilinen en son kaydıysa, ömrünün 50 yılından fazlasını Türkiye kuşlarını araştırmakla geçiren Hans Kumerloeve tarafından 9 Mayıs 1962’de görülen tek bir kuşa ait.

Kaynak: National Geographic Dergisi, Prof.Dr. Ahmet KARATAŞ (Mart 2016)